21 Mayıs 2010 Cuma

Kasaba İstasyonu

Bilmem hiç fark ettiniz mi küçük kasabalardaki tren istasyonunun canlılığının trenin gelmesi ile başlayıp trenin gidişinden birkaç dakika sonra son erdiğini. Treni beklerken insanlar umutlu olurlar hem de gideceklerini düşünerek hüzünlü olurlar. Bu istasyonlar küçük bir bina, bir veya iki büfe ve çok uzun olmayan bir platformdan ibaret olur.

İşte insanın hayatı da bu kadar basittir. Trenin gelişi mutlu eder ve gidişi üzer, ihtiyacı olan da barınmak için bir ev, yiyebilmesi için biraz yemek ve özgürce çalışabilmesi için azcık bir alan. Ancak insanlar daha iyi, daha fazla peşinde koşarken o tatlı sevinç ve hüzün duygusunu kaybederler. Her insan ne kadar da meşgul olursa, ne kadar da büyük işlerle meşgul olursa olsun mutlaka bir kasaba istasyonunun hayâlini içinde yaşatır.

Bu hayal, bu istasyon onu kendisi ile baş başa bırakır ve hiç kimsenin ne düşündüğüne aldırmadan güldürür ağlatır. Kasaba istasyonundaki o yaşlı ağaçlardan esen rüzgâr ve yaprakların sesi de her insanda bir huzur duygusu uyandırır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder