Nişapur kimlerin memleketiydi? Orada doğup ve Anadolu’da hayatını geçiren en önemli kişilerden birisi Hacı Bektaş Veli’ydi, ama Nişapur’a sonsuzluk armağan eden o değildi. Ne de orada eğitimini tamamlayan İslam dünyasının en önemli âlimlerinden biri olan İmam Ghazali’ydi. Nişapur’un güzelliklerine güzellik katan kişi Ömer Khayam’dan başka kimse değildi. O ince bedene sahip, zeki gözlü Ömer, babası çadırlar yapıp sattığından soyadını Khayam olarak almıştı. Khayam bir dahi matematikçiydi, Nişapur’un önemli matematik öğretmenlerinden ders alırken bile en zor konuları rahatça çözerdi. Fakat ona ün kazandıran matematik değil de yapmış olduğu bazı kehanetler olmuş ne yazık ki, içtiği şarabın hikâyeleri olmuş.
Selçuklu devletinin veziri olan Nizam-al-mülk, Ömer’in arkadaşı olarak tanıtılsa da ondan 30 yaş büyüktü ve hayatı boyunca Ömer’i bazı önemli konularda korumuştu. Hasan Sabah bu üçgenin 3. kişisiydi ama o ikisi Ömer gibi ne sevebilmişlerdi Nişapur’u ne de onun hakkını ödeyebilmişlerdi. Daha gençken âşık olan Yasemin’in peşine yıllarca düşüp, onu satın alan bir iş adamından kurtarıp geri Nişapur’a getirdi ama şehre girmeden ölümden kurtaramadı. Yine de küsmedi o şehre, Dünya’nın ilk saat sistemini orada çözdü, yılda 365 gün olduğunu orada öğretti (şu anda kullandığımız takvimden 12 kat daha doğru olan) ve en önemlisi Dünya gezegeninin Güneş’in çevresinde dolaştığını orada ispat etti, Avrupa’daki Galileo’nun bunu söylemesinden beş yüz sene önce. Bin yıl sonra onun adını vermişler aydaki bir göllete ve gökteki gezegen no 3095’e. Rahat uyu, Ömer artık gökte yaşıyorsun sen.
Ters düştü o zamanki şahlara ve kaybetti her şeyi ama kaybetmedi Nişapur’a olan sevgisini. Son nefesini de orada verdi ve mezarında kendi şiirlerinden ‘beni kuzeyden gelen rüzgârların olduğu yere defin edin ki mezarım üstündeki üzüm bağı mezarıma eğilsin’ yazdırdı. Ne olursa olsun kolay değil bir şeyi keşfedip hayat boyunca savunmak ve onun uğrana can vermek.
Savunduğumuz şey başkaları için belki bir anlam taşımamaktadır ama kalbimizdeki o sevgi ve o hırsı asla kayıp etmemeliyiz. Nişapur bir şehir değildir, sevginin ve hırsın bir simgesidir hepimiz için. Herkesin memleketinde her şey yolunda değildir belki ama bu onu sevmekten alıkoymaz bizi.
18 Ocak 2012 Çarşamba
Kaydol:
Yorumlar (Atom)